Ziyaretçi defteri Künye E-gazete
DÖVİZ KURLARI
EUR EUR 1.9558 Lv.
USD USD 1.7121 Lv.
GBP GBP 2.2438 Lv.
TRL TRL 0.3158 Lv.
Anasayfa Haberler   Yorumlar   Edebiyat Video Arşiv
15 Kasım 2018
HABERLER » Kırcaali
Alkaya’da Hüseyin Pehlivan anısına anıt yapılıyor

Alkaya’da Hüseyin Pehlivan anısına anıt yapılıyor

23 Ağustos 2013

Cihan Pehlivanı Hüseyin Alkayalı’nın anısına doğup büyüdüğü Kırcaali’nin Krayno Selo (Alkaya) köyünde anıt dikiliyor. Köy halkının ve Türkiye’ye göç etmiş komşularının maddi ve manevi desteğiyle birkaç gün önce temeli atılan anıt için şu anda pehlivanın Alkayalı olduğu, doğum ve ölüm yıllarının belirtileceği mermer taş hazırlanıyor. Daha sonra Hüseyin Alkayalı’nın büstü hazırlanıp konulacak. Büst tasarımı ve yapımı konusunda Kırkpınar Derneği’ne başvurulacağı açıklandı.

Alkaya muhtarı Mehmet Feyzullah bu konuda, “Alkaya köyünden Türkiye’ye göç eden Beysim Rasimov yaklaşık 3 ay önce bana geldi ve köyde Hüseyin Pehlivan’ın anısına anıt dikmek istediklerini paylaştı. Ben de ona böyle bir girişimin Alkayalılar’a gurur ve sevinç kaynağı olacağını söyledim. İki gün önce de anıtın temelleri atılmaya başladı. İnşallah, kısa zamanda büstün dikilmesiyle anıt tamamlanırsa bizi gürürlandıracak. İlerde ünlü pehlivanımızın izinden gidecek gençlerin olmasını ve köyümüzde onun adına yağlı güreş turnuvaları düzenlenmesini umuyoruz. Tabii ki, bu ancak sponsorların yardımı sayesinde olacak. Bizler de elimizden geldiği kadar ata sporumuza gönül veren gençlerimizi destekleyeceğiz. Köyde bir güreş salonunun açılması ve Hüseyin Alkayalı’nın namını genç nesillerin sürdürmesi bizi mutlu edecek. Anıt girişiminde bulunan Beysim Rasimov ve Mehmet Mert’e ve ayrıca maddi ve manevi destekte bulunan herkese teşekkürlerimi sunarım” diye paylaştı.

Hüseyin Alkayalı’nın doğup büyüdüğü evin artık birkaç kişiye satıldığı anlaşıldı. Şu anki ev sahibi Radi Mihaylov, evin temelleri üzerine yeni bir ev inşa etmiş durumdadır. Ünlü pehlivanın evinin alt tarafında ağabeyi Ali Pehlivanın yaşadığı evin kalıntıları bulunuyor.

Hüseyin Alkayalı’nın evinin yakınında yaşayan akrabası Hikmet Durmuş, “Hüseyin pehlivan Bulgarların gözünü korkutmuş ve Krumovgrad (Koşukavak) kasabasında düzenlenen güreş oyunlarına katıldıktan sonra ona saldırmışlar. Bu olaydan sonra kendisi gibi pehlivan olan Ali ve Bekir ağabeyleri Hüseyin pehlivanın burada başarılı olmasına izin verilmeyeceğini anlamışlar ve Türkiye’ye göç etmesini sağlamışlar. Arkasından kardeşleri de Türkiye’ye gitmişler. Orada Tekirdağ’a yerleşmişler. Şimdi orada onun adına dikilen bir heykel ve adını taşıyan bir plaj olduğunu biliyorum. Köyümüz eskiden pehlivan köyü olarak anılmış, yani burada çok pehlivanlar yetişmiş” diye dile getirdi.

Bursa’ya göç etmiş 75 yaşındaki Beysim Tasimov Rasimov, “Köydeki ve Türkiye’de yaşayan komşularımızın desteğiyle Hüseyin Alkayalı’nın anısına buraya bir anıt dikilmesine karar verdik. Bunu uzun zamandan beri yapmak istiyorduk ama birkaç ay öncesi tam niyetine girdik. Biz sağlığında ünlü pehlivanımızla İstanbul’da çalıştığı Sirkeci otelinde görüştük, bir çayını içtik. O zamandan beri böyle bir şey yapmak aklımızdaydı. İleride bu ata sporumuzun unutulmaması için Hüseyin Pehlivan’ın anısına etkinlikler tertiplenmesini arzu ediyoruz. Bu konuda Tekirdağ ve Edirne belediyelerinden de yardım bekliyoruz” dedi.

Hüseyin Alkayalı’nın kardeşi Ali pehlivanın eşinin akrabası olan Kırcaalili Mehmet Mert, “Şu anda büst tasarlanıyor, uygun ebat ve modeli konusunda Kırkpınar Derneği’nin de fikrini almayı düşünüyoruz. Küçük ebatlar da olsun, köye hitap etsin, pehlivanın anısı yaşasın, Alkayalılar tarihini bilsin. Çünkü Hüseyin Alkayalı’nın 9 defa ardı sıra Kırkpınar başpehlivanı, 3 defa altın kemer sahibi, Cumhuriyet tarihinin en başarılı pehlivanı olduğunun bilinmesini ve burada onun anısına mini Kırkpınar Yağlı Güreşleri tertiplenmesini istiyoruz.
Hüseyin Alkayalı bizim Everestimiz ve onun eriştiği namı nesillere miras bırakmak bizim boyun borcumuz.

Çocukluğumdan beri onunla ilgili çok hikayeler dinledik, bu da bize kıvanç verirdi, gururlanıyorduk. Ayrıca Hüseyin Alkayalı, Türkiye’nin milli güreş takımının antrenörlüğünü de yapmıştır. 1957 yılında Plovdiv’de (Filibe) yapılan serbest güreş turnuvasında onun öğrencileri büyük başarı elde ettiler. Birkaç yıl sonra gene Sofya’da düzenlenen turnuvaya katıldılar ve burada da başarılı olduklarını kanıtladılar. Hamit Kaplan, Hasan Güngör gibi efsanelerin hocaları Alkayalı’dır. Köyde yağlı güreş olmasa bile hiç olmasa serbest güreş turnuvası düzenlenmesi için bir alan sağlanmasını isteriz. Gençlerimizin ata sporunu unutmaması ve bu güzel geleneğimizin devam etmesi için koşullar yaratılması şart. Yardım için Kırcaali Belediye Başkanı Hasan Azis’e de başvuracağız. Bu konuda başta köy muhtarı Mehmet Feyzulah olmak üzere bize yardımcı olan ve el uzatmaya hazır herkese teşekkür ederiz” diye kaydetti.

Anıtın girişimcileri, Hüseyin Alkayalı’nın katıldığı güreş oyunlarında şike kabul etmediği için çetelerin onu ürküttüğünü ve bundan dolayı Türkiye’ye kaçtığını anlattılar. Orada Tekirdağ adına yarışan Fransa’da bir başpehlivanla güreşeceği sırada rakibinin menajerinin teklif ettiği büyük bir miktarda parayı, “Ben Türklük adına güreşiyorum” diyerek reddettiğini ve Fransa’nın en büyük pehlivanını 15 dakikada yendiğini belirttiler.

Hüseyin Alkayalı, 1934 – 1942 yıları arasında 9 defa arka arkaya olmak üzere Edirne’de düzenlenen Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde 13 yıl başpehlivanlığı kazanan, 3 altın kemer sahibi gururumuzdur. 1908 yılında Kırcaali’nin Alkaya köyünde dünyaya gelen pehlivan çiftçilik ve bakkalıkla uğraşan Osman ağanın oğludur. Diğer kardeşleri Ali ve Bekir de pehlivandır. Üç erkek ve bir kız evlat babasıdır. Bulgaristan’da son güreşini Krumovgrad’da yapan Hüseyin pehlivan 120 kiloluk rakibini hemen yere serince karşı tarafın düşmanlığını kazanarak saldırısına uğruyor. Bu sebepten dolayı 1927 yılında ailesiyle birlikte Türkiye’ye göç ediyor, Tekirdağ’a yerleşiyor. Burada köyünün adı Alkaya’yı soyadı olarak alıyor. Türkiye’de güreş oynamaya devam eden Hüseyin pehlivan kendini gerek yurt içinde, gerekse yurt dışında elde ettiği üstün başarılarla kanıtlıyor.

Hüseyin Pehlivan 1980 yılında rahatsızlanıyor ve kalp büyümesi yüzünden tedavi gördüğü Tekirdağ Devlet Hastanesi’nde 10 Şubat 1982 tarihinde dünyaya gözlerini yumuyor.

Hayrabolu yolu üzerindeki Belediye mezarlığına defnolunuyor.

Kaynak: Resmiye MÜMÜN

Ziyaretci sayısı: 5948


Kategoriden tüm haberleri oku


 YORUMLAR


Perperek Der ki... 2013-08-23 17:51:45
Yalnız arka plandaki kenefistan işi biraz bozmuyor mu?
Kutluyorum 2013-08-23 19:09:46
Bu heykelin yapılması girişiminde bulunanları tebrik ediyorum. Alakaya Kırcaali merkezine 4kilometre uzaklıkta bulunuyor. Bu heykelin açılışına katılmak istiyorum. Lütfen Kırcaali haber açılış tarihini bizlere duyursun.
Appaz 2013-08-23 19:16:10
Bu haberi ilk kez Kırcaali Haber verdi. Tebrik ediyorum. İyiki varsınız. Böyle önemli olayları bizlere bildirdiğiniz için sizleri kutluyorum. Uzun yayın hayatı diliyorum.
ÖZGÜR VATANSEVER 2013-08-24 10:33:16
HABERİ VEREN'E-ANITI YAPTIRANA,ALLAH RAZI OLSUN-AÇILIŞI NEZAMAN ACEBA-sana/size gelelim,perperek,fes,papaz,lakabınız her neyse-ben ve bir çok site takipçisi,insanlık terbiyesi'ni bozmadan,size insanlık mesajları vermekteler-ya siz ne insanlarsınız,utanmazmısınız,sizin gibi hemşerilerimin varlığından utanıyorum,sizin başka işiniz yokmu allah aşkına-siz bu kenefistanlara bile ayit deyilsiniz...
Perperek Der ki... 2013-08-24 21:18:55
Özgür, sen herhalde buralarda yazan o eski HÖH düşmanı arkadaş olmalısın. Bu durumda eğer ayrıntılara girebilme kabiliyetin varsa ki büyük şüphelerim var neleri savunduğum hakkında bir fikrin olması gerekir.

Ben eskiden beri bu bölgenin Türk kimliğini, kahramanları ve olayları yansıtacak anıtlar yapılması taraftarıyım. Bu fikrim ahmağın ahmağı olan dangalak Üzeyir namı değer Yüzeyirka Yüzeyirov tarafından suistimal edilerek köyüne bir ucube dikmesi ile ve dozerler tarafından yıkılması ile sonuçlandı.

Şimdi gelelim bu anıtın dikilmesine, yasal dayanağını bilmiyorum inşallah bu konu çözülmüştür da bir ay sonra yine dozerler görmeyiz. Eğer çözüldüyse bu anıtın gerçekten anıt olabilmesi için bir heybeti olması gerekir yani orta bir yerde, çevre düzenlemesi, ışıklandırma gibi bazı noktalar büyük önem taşır. Siz bir kahramanın anıtının arka planında kenef koyarsanız bu iş, iş değil ancak çiş olur.
fes 2013-08-25 08:05:15
Heybetten ne anlar arkadaş, kedinin sirkeden anlamadığı gibi o da kenef görüntüsünden ve etrafın salaşlığından hiç rahatsız olmaz.

İnsanlık terbiyesi, insanlık mesajları... İnanılmaz laflar bunlar. Aynen heykel kaidesinin arkasındaki kenefistan gibi.

Ey sirkeden anlamayan Özgür sözde vatanını seven, siz hiç adam olmayacak mısınız?
Akrabaları 2013-08-25 10:09:35
Telefon ıle kımseye ulasamadık.bu anıtın en guzel sekılde yapılması ıcın elımızden gelenı yapa bılırız.ayrıca acılısına torunlarını ve dıger akrabaları gelmek ıstıyor lutfen bızımle ıletısıme gecıp bır ıhtıyac olup olmadıgı hakkında goruselım.burdan koy muhtarı veya ıletısıme gece bılecegınız bır adres veya telefon varsa yardımcı olunuz.selamlar
emir 2013-08-25 10:43:58
"Kenef" gayet şık ve bakımlı, Kırcaali köylerinde daha neler var neler... Yalnız ön planda ki beton yığınına bir anlam veremedim, o şey anıt mı oluyor acaba? Özgür çok mu utandırdılar seni Fes ve Perperek, neler oldu ki anlatsana? Hem kimseye söylemem bak merak etme...
Rasim 2013-08-26 13:41:29
Anıt çok güzel ve tam bir şaheser Kj ya de böyle bir anıt yakışırdı . Demirleri kahverengi değil de beyaza boyansaydı daha iyi olurdu anıtın dışını da gri yerine beyaz olsaydı daha iyi olurdu ?
Hasan Öztürk 2013-08-26 15:21:27
Hüseyin Alkaya pehlivanımızı biraz tanıyalım.Tekirdağ derneğinden alıntıdır.

Tekirdağlı Hüseyin Pehlivan



Ünlü sporcularımız içerisinde Türk güreşine damgasını vuran 1934-1942 yılları arasında 9 yıl üst üste olmak üzere toplam 13 yıl Kırkpınar başpehlivanlığını elde eden Cihan pehlivanı Hüseyin Pehlivan (Hüseyin ALKAYA) vardır. Bu rekoru kıran henüz olmamıştır.

Baş Pehlivanlığı 13 yıl muhafaza eden Tekirdağlı Hüseyin Pehlivanı tanımayan onun ününü duymayan yok gibidir. Tekirdağ adını bütün Türk halkına tanıtan Hüseyin Pehlivan 1908 yılında Kırcaali’nin Alkaya köyünde doğmuş 14 yaşında güreşe başlamış ve 1927 yılında ailesiyle Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç ederek Tekirdağ’a yerleşmiştir. Dolayısıyla bundan sonra da Tekirdağlı lakaplarıyla ün bulmuştur.kendisi aynı zamanda Koca Yusuf’un çırağıdır. Hüseyin Pehlivan 10 Şubat 1982 yılında vefat etmiştir.

Tekirdağlı hemşerileri Hüseyin Pehlivan’ın heykelini şehre giriş kavşağına dikerek (Cumhuriyet Meydanı) Ona karşı kadirşinaslık örneği vermişlerdir.

Onu şimdi 8 Kasım 1946 tarihinde kendi dilinden tanımaya çalışalım.

“1324-1908 yılında Kırcaali’nin Alkaya köyünde doğdum. Sayadım köyümün adıdır. Babam Osman çiftçilik ve bakkallık ederdi. Güreşe meraklı olmakla birlikte yalnız bayramlarda güreşirdi. Aynı köyde ve ellibeş yaşında öldü. Bende ilk güreş merakı ağabeylerim Ali ve Bekir’den görerek başladı. On dört yaşıma gelince her ikisini yendim. Kardeşlerim çok kabiliyetli olduğumu görünce beni hiçbir işe sokmadılar. Biz çalışırız sen güreşi ilerlet dediler. On beş yaşımda evlendim. On dokuz yaşıma geldiğimde civarımızdaki bütün pehlivanları yenmiş bulunuyordum. Bulgaristan’da son güreşimi Elmalı yaylasında Koşukavak panayırında 120 kiloluk bir Bulgar ile yaptım. Bulgarı üst üste birkaç defa yendiğim halde kabul edilmedi. Üstelik gece beni öldürmeye kalktılar. Bunun üzerine pasaport alarak ailem ile 1927’de Tekirdağ’a geldim. Çiftlikönü mahallesinde bir ev tuttum. Bir gün bu ev üzerimize yıkıldı.kayınpederim ve kayınvalidem, baldızımın iki kızı, üç komşu kadın öldüler. Allah karımı ve çocuklarımı esirgedi. Tekirdağ’da yaptığım güreşlerde yenildim. Beni 1929’da yenenlerin başında Uzunköprülü Hüseyin gelir.

Bunun üzerine hayatımı kazanmak için çapaya gittim. Bu sıralarda yeni harfleri okuyup yazmayı öğrendim. Memleketimde yalnız bir yıl okula gitmiş eski yazıyı bile belleyememiştim. Ailemi geçindirmek için bir yandan mütemadiyen çalışıyor fakat güreşten kendimi alamıyordum. 1929 Ramazanında İstanbul’a gittim. On beş gün güreştim. Ramazan’ın on beşinden sonra Bayburtlu Kara Yusuf benimle beraber dört genç pehlivanı Samsun’a götürdü. Samsun ve civarında dört ay kaldık. Hiç para kazanamadım fakat pehlivanlıkta piştim. Samsun’dan sonra ilk güreşimi Düzce’de yaptım. Burada Baş Pehlivan Cemal ile karşılaştım ve başaltına güreştim. Güreşimiz 6 saat sürdü ve yenişemedik. Bundan sonra beni hep başa güreştirdiler. Güreşlerini dikkatle takip ettiğim ve beraber gezerek faydalandığım ustalarım Mandıralı Ahmet, Kara Ali Manisalı Rıfat, Çoban Mehmet’ten başka Mülayim, Cemal, Çoban Mahmut, Molla Mehmet, Şumnulu Arif gibi rakipler ile karşılaştım. Bunla arasında 1929’dan 1933’e kadar birçok güreşler yaptım ve kendimi ezdirmedim. 1933’ten sonra aramız ciddileşti. Daima mertçe tutuştuk. Nihayet 1936’da Eminönü Halk Evi Başpehlivanlık güreşi tertip etti. Burada 1935’in baş pehlivanı Kara Ali’yi Mülayimi, Afyonlu Süleyman’ı Arif’i yenerek başpehlivanlık kemerini aldım. Taksimde üst üste üç yıl tekrarlanan bu güreşleri daima kazandım.

Büyük Atatürk başarılarıma alaka gösterdi. Beni Çoban Mehmet ve Büyük Mustafa ile Florya’ya çağırarak güreştirdi. Bizi iltifatları ve bahşişleriyle sevindirdi.

1938 kışında, organizatör Asım Rıdvan ile Paris’e gittim. Önce derecemin anlaşılması için hususi kulüplerde elli pehlivan ile güreştim. Bir hafta içinde ve geceleri oldu. Karşıma çıkanları en çok on dakikada yendim. Sonra Finlandiyalı, Bulgar ve Fransız olmak üzere dört tanınmış pehlivan ile otuz bin seyirci önünde karşılaştım. Dördünü de on beşer dakikada yere vurdum.

Bunu üzerine organizatör Raul Paul beni odasına çağırdı. Fransız şampiyonu deglen ile yapacağım üç maçı kaybedersem on bin Türk lirası vereceğini söyledi. Damarlarımdaki Türk kanı buna asla müsaade etmedi. Yabancı bir memlekette baş pehlivan sıfatıyla temsil etmekte bulunduğum şerefi her şeyin üstünde olduğundan bu şeref için almak değil her şeyimi vermeğe her an hazır olduğumdan teklifi derhal reddettim. Mertçe karşılaşmama imkan verilmedi. Memleketime döndüm.

1939 Kırkpınar güreşlerinde Beden Terbiyesi Umum Müdürlüğü tarafından Kurt Dereli Mehmet pehlivan adına altın bir kemer ortaya kondu. Bu kemer üst üste üç yıl baş pehlivanlığı muhafaza edenin olacaktı. Azmim ve kuvvetim ile bunda da muvaffak oldum ve kemeri aldım. 1942 Kırkpınar güreşlerinde Babaeskili İbrahim baş pehlivan ilan edildi ise de sonra onu birkaç kere yendim. Bilhassa Afyonda bir dakikada sırtını yere getirdim.

Şimdi otuz sekiz yaşındayım. Yüz on kiloyum. Boyum 178 ensem 52 santimdir. Kuvvetimden hiçbir şey kaybetmedim. Karşıma çıkacak her pehlivanı yenmeğe hazırım. Baş pehlivan oluncaya dek en büyük rakibim Mülayim idi. Onunla belki elli güreş yaptım. Önce çorluda yendim sonra karşımda dayanamadı. Baş pehlivan oluncaya kadar hiçbir resmi ve hususi yardım görmedim. Türkiye’ye gelince yuvamı sevdiğim Tekirdağ’da kurup geliştirdiğim için kendimi Tekirdağlı olarak tanıttım. Tekirdağ vilayeti kendisine kazandırdığım şerefe mukabil bana bir ev hediye etmek istedi. General Kemal Balıkesir ve Vali Sakıp Beygo’nun teşebbüsleri ile işe başlandı. Fakat harp dolayısıyla Sayın General Tekirdağ’dan ayrılınca inşaat yüz üstü kaldı. Belediye kamyonlarının getirdiği birkaç metre küp taş ile Tekirdağ şoförlerinin taşıdığı kumdan başka yardım görmedim. Planı genişçe tutulan bu evi yalnız başıma yaptırmak zorunda kaldım. Bununla beraber bir ev sahibi olmama yol açan ve yardım eden şahıslara teşekkür borcumdur. Bugün içinde rahat ediyor ve birkaç kuruş kira alıyorum. Besim, Muhsin, Metin adlarında üç oğlum, Ayten adında bir kızım var.

Pehlivanlıkta esas kuvvet ve akıldır. İnsanın akıllızı pehlivan olur sözü bu sporu sevmeyenlerin uydurmasıdır ve yanlıştır. Bütün sporcular gibi ben de sağlam kafanın sağlam vücutta bulunacağına inanıyorum. Güreşte aklın rolü büyüktür. Sade kuvvet ile galip gelinmez. Güreşte yüz altmışaltı oyun vardır. Bunları yerine ve adamına göre kullanmak bir zeka işidir. Ben şimdiye kadar hiç içki kullanmadım. Hatta kahve bile içmedim. Ama artık bunları tek tük yapıyorum. Diğer pehlivanlarımıza bakarak benim bilhassa belim ve ensem kuvvetlidir, göğsüm geniştir. Yaptığım asıl güreş serbest güreştir. Devletçe ehemmiyet verilen alafranga, halkın sevdiği yağlı güreşlerdir. Yenilerden Yaşar Doğu’yu ve Celal Atik’i beğeniyorum. Yağlıda Babaeskililer; Sındırgılı Şerif, Karacabeyli Hayati, Lüleburgazlı Ali ve Ahmet, Hayrabolulu Süleyman, Manisalı Halil aynı ayardadırlar. Şimdi İngiltere’ye ve Amerika’ya gitmek, Türkün malum kuvvetini onlara da göstermek istiyorum…
Bekir ARDA 2013-09-03 23:18:16
Rahmetli pehlivanımız;dedem Sadullah ile kapı komşusu imiş.Bu yıl, Kırmızıların Hikmet'i (Akrabamızı ) yıllar sonra bulduğum için ağlaştık onlarla.Ve biraz da bu olaydan bahsetmişti bana Hikmet kardeşim.Ne gerekiyorsa hazırım arkadaşlar.Rahmetli babam ve babaannem anlatırdı Hüseyin Pehlivan'ın değirmen taşlarıyla antrenman yaptığını.Av.Bekir ARDA Lüleburgaz/Kırklareli Cep No: 0 532 315 84 30

 
   YORUM YAZ
Ad/Soyad*
Yorum Metni*:  
* Maksimum karakter sayısı: 1200
Security Code*
 
  * Yazılan yorumlardan site sahibi sorumluluk taşımaz !
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.


« Geri dön

ANKET



Anket Başlangıç Tarihi:

[ Anket sonucu ]
REKLAMLAR



All Rights Reserved © 2006-2018    "SENİ MEDİA" LTD; KARDZHALI   e-mail: kircaalihaber@gmail.com   Webdesign: SWS