Ziyaretçi defteri Künye E-gazete
 
DÖVİZ KURLARI
EUR EUR 1.9558 Lv.
USD USD 1.7545 Lv.
GBP GBP 2.2978 Lv.
TRL TRL 0.2937 Lv.
Anasayfa Haberler   Yorumlar   Edebiyat Video Arşiv
18 Şubat 2020
HABERLER
İSKEÇE SEÇİLMİŞ MÜFTÜSÜ AHMET METE BALIKESİR’DE KONFERANAS VERDİ

İSKEÇE SEÇİLMİŞ MÜFTÜSÜ AHMET METE BALIKESİR’DE KONFERANAS VERDİ

23 Mart 2008

Balıkesir'de katıldığı konferansta Batı Trakya Türklerinin meselelerini anlatan Yunanistan'ın İskeçe Müftüsü Ahmet Mete, "Batı Trakya'da eğitim kanayan bir yaradır. Kendi çocuklarımız Türkçe'yi öğrenemiyor, Rumca'yı bile öğrenmeleri engelleniyor" dedi.
Balıkesir Üniversitesi (BAÜ) Etik Değerler Topluluğu tarafından düzenlenen "Batı Trakya Türklerinin Sorunları" konulu konferansa, Batı Trakya Türklerinin dini ve siyasi temsilcisi olan İskeçe Müftüsü Ahmet Mete konuşmacı olarak katıldı.

Necatibey Eğitim Fakültesi Konferans Salonu'ndaki toplantı Batı Trakya Türklerini anlatan tanıtım filmiyle başladı. İskeçe Müftüsü Ahmet Mete, Batı Trakya Türklerinin genel olarak yaşadığı sıkıntıları anlattı. Necatibey Eğitim Fakültesi Konferans Salonu'ndaki toplantı Batı Trakya Türklerini anlatan tanıtım filmiyle başladı. Batı Trakya Türklerinin genel olarak yaşadığı sıkıntıları anlatan İskeçe Müftüsü Ahmet Mete, müftü olarak seçildikten sonra ilk defa bir konferansa katıldığını belirterek Balıkesir Üniversitesi'ne teşekkür etti.
Yunanistan'ın hala İstanbul'u ele geçirmenin megali ideasında olduğunu vurgulayan Ahmet Mete, "Batı Trakya Müslüman Türk'ü, Avrupa içinde en uysal azınlıktır. Bağımsızlık istememiştir, ilk kurulan Türk Cumhuriyeti Batı Trakya Türk Cumhuriyeti olmasına rağmen. Bir bağımsızlık sevdası yoktur veya terör estirmemiştir. Yunanistan'ın kanunlarına sadık kalmıştır. Yunanistan'da baskılar altında kalmış ama demokratik yollarla hakkını aramaya çalışmıştır. Batı Trakya Müslüman Türkü 1923 Lozan Anlaşması ile Yunanistan'a bırakılmış, dini ve milli hususlarda kendisini idare etmesi, kendi cemaatine yani Müslüman Türklere bırakılmıştır. Eğitim kanayan bir yaradır. Okul açmaya izin vermemişlerdir. Okullarda, Batı Trakya Türkü kendisi yapar, kendisi yönetir, ihtiyaçlarını kendisi karşılar. Öğretmenlerini kendisi tutar, çocuğunu okutması için aylığını ya da ücretini karşılar. Şu anda bakıyoruz ki, Batı Trakya'daki Türk okulları devletin eline geçmiştir. Yunan devleti baskı ve oyunlarla bütün okulların idarecilerini kendi eline almıştır. Öğretmenleri Türkiye'den kabul etmemiştir. Bunun mukabilinde Selanik'te özel Pedagoji Akademisi ismi altında lisenin üstünde, fakat üniversite esamesinde olmayan bir okul açmıştır. O okulda, bizim çocuklarımıza Türkçe öğretmek üzere, Yunanca eğitim verilen ve mezuniyetten sonra bize öğretmen diye yollanan, Türkçe bilmeyen kendi insanımızı bize salmaktadır. Yani bizim insanımız bizi ısırmaktadır. Çocuklarımız Türkçe'yi öğrenememektedir. Çok gariptir, sadece Türkçe'yi öğrenmeseler buna bir mana verebiliyoruz" dedi.
"AMAÇLARI, YUNAN KAFALI MÜSLÜMAN TÜRKLER YETİŞTİRMEK" Müftü Mete, Yunanistan devletinin eğitimle ilgili çıkardığı engellemelerin altında tek bir sebebin bulunduğunu, amaçlarının Yunan kafalı Müslüman Türkler yetiştirmek olduğunu söyledi. AB üyesi bir devlet olarak Yunanistan'ın yaptıklarının anti demokratik olduğunu belirten Mete, "Bunların demokratik yoldan nasıl önüne geçer, bu yapılan baskıları nasıl kaldırırız diye çalışmalarımız var, müracaatlarımız var. Çünkü, Gümülcine'de bir azınlık ortaokulu, bir azınlık lisesi vardır. Düşününüz ki, mezun olan çocuklarımız okullara sığmamakta, sığmadığı gibi de Yunan okullarına gitmektedir. Yunan okullarına gittiği zaman da durum çok vahim bir durum almaktadır. Mesela, faaliyette olan okul sayısı Batı Trakya'da 68 tanedir. İskeçe ili içinde, 68 okuldan mezun olan çocuklarımız 1 ortaokul ve 1 liseye gitmekte, zorlanmakta. Tabii ki bundaki amaç azınlık okullarına kısıtlı talebe alıp, onları Yunan okullarına göndermek, Yunan kültürü, terbiyesini almış, Yunan kafalı Müslüman Türkler yetiştirmektir. Bundan ne demek istediğimi herhalde anlıyorsunuzdur, Yunan kafalı Müslüman Türkler. Halbuki biz Yunanistan'ın bizi sıktığı zamanlarda, dövdüğü zamanlarda, Bulgar'ın gelip de baskı yaptığı, kiliseyi camiye çevirdiği zamanlarda, isimleri değiştirip de insanları öldürdüğü zamanlarda bile, Ahmet, Mehmet ve Müslüman Türk kafalı Müslümanlar olarak orada yaşamayı başardık. Ama bugün bunu değiştirmenin yollarını aramaktadırlar. Tabii Yunanistan devleti bunda başarılı olmayacaktır. Ama, kafaları karıştıracaktır. En azından sinek gibi küçük olmasına rağmen mideleri bulandıracaktır. Bunun için biz de azınlık okulları ortaokul ve lise açmak için müracaatlarda bulunuyoruz. İnşallah o müracaatlardan netice almayı umuyoruz. Okullarımızın derdi tabii bunlarla bitmiyor. 50 sene sonra bize kitap geldi Türkiye'den, Lozan anlaşmasına göre her sene yeni kitap gelmesi gerekirken 50 sene sonra kitap geldi. 50 yaşına gelmiş veya 60, 70 yaşına gelmiş öğretmenler de okuldan ayrıldığı emekli olduğu için, akademi öğretmenleri geldiği için o kitapları okuyacak insanımız kalmamıştır. Kitap var, kitabı anlayacak hoca yok, çocuklara kitabı anlatacak hoca yok. Demek ki, hoca varken kitap olmamıştır ya da kitap varken hoca olmamıştır" dedi.
"YUNANİSTAN'DA PAPAZ ŞERİATI VAR" İskeçe Müftüsü Ahmet Mete, Yunan devletinin kendisini 'sahte müftü' ilan ettiğini, milletin seçtiği müftüyü kabul etmeyip kendilerinin anlaştıkları bir ismi müftü olarak atadıklarını söyledi. Batı Trakya'daki dini yaşantının da yine Lozan Anlaşması'na göre belirlenmesine rağmen hiçbir şekilde uygulanmadığını kaydeden Ahmet Mete, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Lozan'da belirtildiği gibi müftüler seçimle iş başına gelecek, ölene kadar müftülükleri devam edecektir. Batı Trakya'da Müftülük makamı kadılık makamıdır, toplumsal liderdir. Toplumun aile hukukuna bakar, miras hukukuna bakar, boşanmaya, evliliklerine bakar, aklınıza gelen ne iş varsa müftü hepsine ön ayak olur. Batı Trakya'da müftünün kıydığı nikah devlet tarafından kabul edilir. Müftünn. Çok gariptir, sadece Türkçe'yi öğrenmeseler bunüne boşadığı boşanma kabul edilir. Müftünün tayin edeceği nafaka devlet tarafından kabul edilir. Lozan Anlaşması'na göre bunlar hala yürürlükte, fakat, kendi tayin ettikleri müftüler bunları yapmaktadır. Milletin seçtiği müftünün hiçbir şekilde müftülük makamına oturmalarına ve bu işleri yapmalarına müsaade edilmemektedir. Belki karşınıza bu kıyafetle çıktığım zaman, 'Bu nedir ya?' diye içinizden geçirmişsinizdir. Ben size o husustan rahatlık vermek açısından bahsetmek isterim. Batı Trakya'da veya Batı Trakya'nın üstünde Yunanistan'da papaz şeriatıyla yönetilen bir yönetim vardır. Kılık kıyafet kanunu diye orada, 'Efendim, papaz fessiz gezecek, cüppesiz gezecek' diye bir sıkıntı yoktur. Aynı zamanda hocaların, hacıların sarığı, bezle sarılmış olanlar hacı sarığı, beyaz olanlar da hoca sarığıdır. Ama esefle şunu söyleyebilirim ki, Batı Trakya'da artık bunlar kalmış değildir. Peki Batı Trakya'da kalmayan, bizim başımızda duran sarığın manası nedir? Batı Trakya'nın bayrak rengi yeşil, siyah ve beyazdır. Bizim başımızda bunun rengi yok ama bizim gönlümüzün bayrak rengi vardır. Bizim başımızdaki sarık şeriatın çağrıştırdığı sarık değildir. Evet, peygamberimizin sünnetidir, bunu başımızın üstünde tutuyoruz. Ama Yunan milletine de Batı Trakya Müslüman Türkü'nün şiarıdır diye kafamızda taşıyoruz. Yani, hocalarımızın başlarında taşıdığı sarıklar Müslümanlığın ve Türklüğün ifadesi, kırmızı-beyazın ifadesidir. Biz Yunan istavrozunun altında yaşayan bir azınlığız" dedi.
"EKONOMİ ÇÖKERTİLDİ, VAKIFLAR SORUNU VAR" Müftü Mete, Müslüman Batı Trakya Türklerinin yaşadığı sorunların yalnız eğitim ve müftülükten ibaret olmadığını, ekonomik açıdan da Batı Trakya Türkü'nün çökertildiğini, diğer yandan vakıflarla ilgili ciddi bir sorun yaşadıklarını söyledi. 2012 yılına kadar Avrupa'nın tütüne verdiği yardımların kesileceğini, bu halde yüzde 80'i tütün eken Batı Trakya Müslüman Türkü'nün akıbetinin ne olacağının da belirsiz olduğunu kaydeden Ahmet Mete, "Yunan devleti tütünün yerine yeni bir ürün hala çıkarmamıştır. Batı Trakya Müslüman Türkü'nün yaşadığı Balkan köylerinde tarlaların az olması sebebi ile oralarda duramayacak. Çünkü, tütün olmaması sebebi ile mısır ve buğday da hiçbir şekilde yetiştirilmeyecek. Batı Trakya ekonomik açıdan da büyük bir sorunla karşı karşıyadır. Gençlerimiz Almanya'da tersanelere gitmektedir. Çözümü orada bulmaktadır. Fakat, bu da daimi bir çözüm değildir. Vakıflar sorunumuz var. Vakıflar sorunumuzda yine seçimle iş basına gelmesi lazımken, devlet yine cunta yönetimini ele aldığı zaman 1967'lerde burada kendi adamlarını tayin etmiş. Zaten Batı Trakya'nın okulunu, camisini koruyan vakıflar az olmasına rağmen talan edilmiştir. Elde olanların da bitmesi için yeni bir vakıflar yasası meclisten geçmiştir. Bu vakıflar yasasında hiçbir zaman Batı Trakya Türkü'nün isteekleri göz önünde bulundurulmamıştır. Bu vesile ile Batı Trakya Müslüman Türkleri vakıflar yasasında da aradığını bulamamıştır. Batı Trakya Müslüman Türkleri, Bulgaristan'da Bulgar mezalimine üç defa uğramıştır, istila edilmiştir.
Minareler, mezar taşları yıkılmıştır. Camiler kiliseye çevrilmiştir, insanlar öldürülmüş, isimleri değiştirilmiştir. Batı Trakya Müslüman Türkü sabırla bunları sırtlamıştır, taşımıştır, taşımaya devam edecektir. Umarız Yunan devleti, Avrupa Birliği içinde yaşayan bir Avrupa devleti olarak azınlığın sesine kulak verir. ki, o ses de fazla bir şey istememektedir" diye konuştu "TÜRK BAYRAĞININ ALTINDA YAŞAMANIN KIYMETİNİ BİLİN" Batı Trakya Müslüman Türklerine tüm azınlıklara tanınan hakların tamamının verilmesi gerektiğini kaydeden Ahmet Mete, "Öncelikle ben bütün azınlıkların hakları verilsin derim. Bu hangi azınlık olursa olsun. İster Türk, ister Yunan, ister Ermeni azınlığı olsun. Haklarının verilmesi tabii ki herkesin hakkıdır. Fakat, mütekabiliyet esasına dayanmadan, yani, Batı Trakya Türkü eziyet çekerken, Türkiye'de çıkan yasa tabii ki bizi üzmüştür. Türkiye Cumhuriyeti geniş düşünüyor, büyük düşünüyor, saygımız vardır.
Batı Trakya Müslüman Türkü'nün sıkıntılarına derman olmayacak Vakıf Yasası çıkartırken de sessiz kalınmaması taraftarıyım. Türkiye'nin güçlü kuvvetli olmasını istiyoruz. Güçlü Türkiye'nin güçlü etrafı olacaktır. Bahsettiğimiz Arnavutluk'taki, Bulgaristan'daki Batı Trakya Türkleri rahat olacaklardır. Bu vesileyle siz genç kardeşlerime ben şunu demek isterim. Ben, Tekirdağ'ın ilçelerinden birinde düğüne katıldım. Öyle güzel manzaralar gördüm ki, gözüm yaşardı. Türkiye'de yaşamanın, Türk bayrağının altında yaşamanın kıymetini bilin, Meriç'in öbür yanına geçerseniz bunun ne demek olduğunu anlarsınız. Onun için siz güçlü olun, etrafınızda olan bütün insanlarda güçlü olacaklardır" dedi.
Konferansın sonunda BAÜ Rektörü Prof. Dr. Şerif Saylan, İskeçe Müftüsü Ahmet Mete'ye plaket ile çiçek, şilt ve üniversitenin flamasını hediye etti. Mete, ilk defa katıldığı konferans nedeniyle organizasyon sebebiyle Rektör Saylan ve BAÜ Etik Değerler Topluluğu öğrencilerine teşekkür etti.

Kaynak: www.haberler.com



 YORUMLAR


İZMİRLİ 2008-03-23 21:04:33
Bu ne iştir ya!?Elin gavuru, her çeşit engeli çıkarmış Karlık dağının arkasındaki kardeşlerimize,kolayını bulsalar bi kaşık suda boğacaklar!
Türkiye’de ki bazı malum çevrelere bakar mısınız yok efendim ‘’Heybeli ada ruhban okulu açılsın, patrik ekümenik olsun,Türkiye topraklarının yarısı yunana verilsin v.s’’

Geçenlerde bi tv’de bayan hukukçu prof. adı bilmem ne ..... Hatemi, Fener papazı için timsah göz yaşları döküyordu ‘’ekümenik papazı olsa n’olurmş,vakıf malları hemen verilmesi gerekiyormuş da Heybeli ada da hemen papaz mektebi açılsınmış v.s v.s’’
Sn. prof. Hatemi hanım,fener baş papazına kendini o kadar kaptırmış ki,neredeyse papazın şeyini opçek(elini).
Programı yapan tv’ci peki yunanistanda Türklerin durumu nedir, onlar kendi din adamlarını seçebiliyorlar mı??? ve benzeri tek bir soru sormadı!!!

Saygılar
mazlum 2008-03-25 00:30:34
Maalesef Türkiye sınırları dışında yaşayan azınlık türklerin her yerde problemleri ayni görünüyor. Bu milletimiz adına kötü bir talihsizlik. Osmannlı'nın Balkanlar'dan çekilmesiyle yaralarımız hiç kapanmamış, endişelerimiz bitmemiştir. Üzülerek ifade edelim ki bu yaralarımız kanamaya devam etmektedir. Bir kere insan olarak bizlere hep ikinci sınıf muamelesi yapılıyor mu ki yapılıyor. Anadilimizi öğretecek okullarımız yok. Olsa bile bir şekilde türkçe eğitim bertaraf ediliyor. Tabi bunda bölge türklerinin de suçu yok değil. Gerçekleri duygusallıkla karıştırmayalım. Tamam biz kendimizi ezilmiş hissediyoruz, haklarımız tam olarak hiçbir zaman verilmedi, ama biz kendi öz değerlerimize sahip çıkma adına bir hayli gevşedik. Bizi biz yapan hasletleri çoktan unuttuk. Başta dini değerlerimizi yitirdik bunun yanı sıra milli benliğimizi de. Bugün sokakta gezen bir türk delikanlısına müslüman deyebilmek için bin şahit lazım. Aslımıza o kadar yabancılaşmışız ki, tarifi mümkün değil. Tabi ki halkımızın bu hale gelmesinde belirli faktörler var ki bu tartışmasız. Fakat yine de bizler, müslüman geçinenler kendimizi bu akıntıya kaptırdığımızı da itiraf etmeliyiz. Kültürümüzün yeniden inşası için gönüllerimizi biz de yeniden inşa etmeliyiz. Örf adet ve geleneklerimizi yeniden yaşatmaya çalışmalıyız. Bizim şu an ki halimiz garip bir durum. İki arada bir derede kalmışız. Toplum olarak kendi kendimizi, nereden nereye geldiğimizi sorgulamalıyız. Bugün halkımızın maddi alanda olduğu kadar manevi alanda da büyük sıkıntılları var. Bütün bunlar uzun vadeli istikrarlı bir çalışmayı gerektirir. Yoksa bir yerlere çıkıp ta feryad etmenin bir faydası olacağını zannetmiyorum. SONSUZ SEVGİLER.
POWER OF THE SALIFLER 2008-03-27 01:55:38
Türk medya kuruluşları trt ve art dışında hiçbirisi Değerli müftü Ahmet Mete'yi haber konusu yapmıyor.
Ama Türkiye'deki papaz bart-it-olomeos kılını oynatsa haber oluyor .
Böyle düzen olmaz olsun.

 
   YORUM YAZ
Ad/Soyad*
Yorum Metni*:  
* Maksimum karakter sayısı: 1200
Security Code*
 
  * Yazılan yorumlardan site sahibi sorumluluk taşımaz !
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.


« Geri dön

ANKET



Anket Başlangıç Tarihi:

[ Anket sonucu ]
REKLAMLAR



All Rights Reserved © 2006-2020    "SENİ MEDİA" LTD; KARDZHALI   Webdesign: SWS