Ziyaretçi defteri Künye E-gazete
DÖVİZ KURLARI
EUR EUR 1.9558 Lv.
USD USD 1.7121 Lv.
GBP GBP 2.2438 Lv.
TRL TRL 0.3158 Lv.
Anasayfa Haberler   Yorumlar   Edebiyat Video Arşiv
15 Kasım 2018
HABERLER » Kırcaali
Avukat -yazar Mustafa Bayramali, köyünün tarihini anlatıyor

Avukat -yazar Mustafa Bayramali, köyünün tarihini anlatıyor

11 Nisan 2011

Köyümün adı Halaçdere nereden geldiği meselesi beynimi daha çocuk yaşta tırmalamaya başladı. Hadi “Dere”, köyün alt tarafından geçen Kocadere’den alınmış, diye düşündüm. İlle şu Halaç nereden gelmiş ve ne anlama geldiği soruları beni ilgilendirip durdu hep. Delikanlık çağlarımda, Halaç kelimesinin anlamını daha büyüklerime sordum, sözlüklerde aradım. Halaç kelimesini bulamadım da, Hallaç ‘ a rastladım. Anlamı “yorgan yatak gibi şeylerde kullanılan pamuğu, yay ve tokmak ile yumuşatan iş adamı“ imiş. Bu beni tatmin etmedi. Pamuk nerede, benim memleketim nerede. Pamuk ovalarda bakılır. Dağda taşta yetişmez. Neyse isteksizce razı oldum. Hatta kendi kendimize köyün adını bildiğimiz gibi Halaç değil de Hallaç olarak yazmaya başladık.
Köyün adı 1912 yılında Halaçdere’ den Halaç olmuş. 1980 yılları başında da Brezen olarak adlandırılmış. Herhalde köy etrafına sonradan dikilen beyaz huş ağaçları göz önünde bulundurulmuş.
Demokrasi dönemi geldi, ufkumuz genişledi. Ben yeniden araştırmama devam ettim ve kendimi tatmin edecek bilgilere ulaştım.

“Halaç” deyimi Türk boylarından birinin adıdır.

9. ve 10. yüzyıl kaynaklarına göre Halaçlar Afganistan’ın Seyhunu yakasında yaşayan göçebe bir Türk boyudur. Öz vatanları İran’dır. Memleketleri ise İran’ın Afganistan ve kuzey sınırında bulunan, başkenti Meşhet olan Horasan bölgeleridir. Horasan, güneşin yükseldiği, yer anlamına gelir. 603 yılı Kandahar havalisinde yaşayan Halaç Türkleri, İran’ın kuzey doğusunda Peçinken adlı bir Türk devleti kurmuşlar. Bu Soğd ve Fergana bölgelerine de hakim olan bir devlettir. Bazı araştırmacılara göre Halaç Türkleri 480 yılında Afganistan’ da devlet kurmuşlar ve bu devlet Göktürklere karşı izlediği yanlış politikanın sonucu 7. yüzyıl sonlarına doğru zayıflamış.
Halaç Türkleri 7. yüzyılda, Hz. Osman’nın halifeliği zamanında İslamiyet’i en kolay kabul eden Türk boylarından biridir. Hz. Osman, Hz. Ömer’ den sonra üçüncü halife olup Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’in (s.a.v.) ikinci kızı Rukiye’nin eşidir.
Daha sonraları Halaç Trükleri’nin İran’da kurdukları devlet zayıflamış ve Afşar Türkmenlerinin lideri Nadir tarafından hakimiyetine son verilmiştir. Netice olarak da Halaç’lılar, Hindistan ve Afganistan ile birlikte İran’a, Azerbaycan ve Anadolu’ ya yayılmışlar. Burada 70 Halaç aşireti Yozgat’tan Sivas’a, Adana ve Kayseri’den, Konya’ya kadar yayılmıştır. 1932 yılı araştırmalarına göre Türkiye’nin 16 ilinde 16 Halaç köyü mevcuttur. Eminim ki, daha sonraki yapılan araştırmalarda bu sayı artmıştır. Kuzey Azerbaycan’da da 5 köy Halaç adını taşımaktadır.
Halaç Türkleri üzerine ilk araştırmayı yapan Alman Türkoloğu Gerhard Doerfer’dir. Ona göre hala İran’ın başkenti Tahra’nın 200 km. güney batısında 46 köyde sayıları tahminen 20 000 – 25 000 olan Halaç Türkü oturmaktadır. Her Türkçe bilen, kendileriyle rahatça anlaşabilirmiş. Horasan eyaletinde de Halaç isimli üç köy vardır.
Halaç Türkleri lehçesinin yazı dili yoktur. Halaçlıların dillerinden ilk söz eden Kaşkarlı Mahmud’tur. Onun “ Divanı Lugatti t- türke “ eserinde

Halaç sözünün anlamı Kalaç, yani “Aç kal” dır.

Yıllar sonrası da halk diline Halaç olarak yerleşmiştir.
Anadolu’ya gelen Halaçlılar Türkiye’ deki Türk boylarına, aşiret obaları – Kanglı, Karluk, Oğuz, Onaklar’la birlikte Yörük yasasıyla Yörükler sınıfı altına toplanmışlar. Zaten Halaçlı’lar hayvancılıkla meşgul olan Türkmen oymaklarından biridir.
Babasının yerine tahta geçen Birinci Sultan Murat kendine muhalefet eden kardeşlerini ortadan kaldırıp, Anadolu’da düzeni sağladıktan sonra Lala Şahin Paşayı yanına alarak Rumeli’ye geçiyor ve 1361-1389 yılı Edirne’yi, Ardından Filibe’yi ve daha sonra da Balkanları fethediyor. Bu fetihlerin yanı sıra Rumeli’ye Anadolu’nun çeşitli bölgecinden Türk oymakları akını başlıyor. Bu devirde, belki de bundan daha önce, Balkanlar’ın bir bölümüne Yörük sınıfı adı altında Halaç Türkleri de gelip, yerleşiyor. Zaten Yörüklerin orduya at, keçi, koyun gibi hayvan sürüleri yetiştirme hızmetlerde bulunan ikinci bir yan asker birlikleri olduğu biliniyor. Bizim yöreye tam hangi yıllarda geldiklerine ait yazılı kaynak yok. Şu an hala ayakta olan Emiroğulları, Kırbaşlar, Kocabaşlar mahallerindeki eski evlerin temellerinin ne zaman atıldığını da bilinmiyor.
Benim köyüm Halaçdere 1912 y. Balkan harbinden sonra Bulgaristan devletinde kalıyor. 1934 y. 818 nüfusu ile 07.12.1934 tarihli 3775 numrolu Bakanlar Kurulu emri ile adı Halaç olarak değiştiriliyor.
Bizim köyden başka Bulgaristan’ da Halaç adlı daha üç köy mevcuttur. Kırcaali ili Çernooçene (Karagözler) belediyesi karyesinde bulunan Halaçlar köyü. 1885 y. Bulgaristan topraklarına kalıyor ve 1900 nüfusu ile 14.08.1934 tarihli, 2820 numrolu Bakanlar kurulu emri ile adı Jitnitsa olarak değiştiriliyor. Yine bu günkü Hasokvo ili İvaylovgrad (Orta Köy) belediyesi sınırlarında Halaçlı köyü mevcut. Köyün ismi 122 nüfusu ile 14.08.1934 tarihli, 2820 numrolu Bakanlar kurulu emri ile Odrintsi olarak değiştiriliyor. Halaçlı isimli başka bir köy de Varna ilinde bulunuyor. Köy 1878 Rus – Türk harbinden sonra Bulgaristan topraklarına katılıyor. Köyün adı 07.12.1934 tarihli, 3775 numrolu Bakanlar kurulu emriyle Drandar olarak değiştiriliyor. Daha sonra da sessizce 401 nüfusu olan bu köye 1956 y. Drındar adı veriliyor. Bunlardan başka Kırcaali ilinde, Tokaçka ( Tokatçık ) ve Çorbacıysko ( Çorbacılar ) bölgelerinde bu adı taşıyan birkaç da mahalle bulunuyor. Edindiğim bilgilere göre eski Yugoslavya Sosyalist Cumhuriyetinde de Halaç adını taşıyan soyadları ve sülaleler varmış. Zikredilen bu bilgilerden anlaşılıyor ki, şu anki Bulgaristan coğrafyasında bulunan bu köylerde ve bunlara yakın başka yerleşim birimlerinde oturan Türk nüfusunun kökü, kökeni Orta Asya’dan, Afganistan, İran ve başka topraklarda yaşamış, Anadolu’ya yerleşmiş ve daha sonra da Balkanlara akın etmiş Halaç Yörük Türklerinin torunlarıdır. Sözüm ona, soya dönüş devrinde sahte bilim adamlarının yalan yalnış yazdıkları gibi Bulgar’dan Türkleştirilmiş etnik topluluk değildir.
Ben 1985 y. araştırıp hazırladığım soy ağacıma göre 190 yıl geriye dönebildim ve kökenimde şüpheli bir bilgiye ulaşamadım. Zaten ulaşmam da mümkün değil.
Halaç Türkleriyle ilgili yapılan çeşitli araştırmalardan da anlaşılıyor ki, yukarıda adı geçen ve etraf köylerde oturan Türklerin adetlerinde, deyimlerinde, lehçe ve şivelerinde bu gün bile Halaç Türklerine ait unsurları bulunuyor. Örnekleyelim. Bizim köydeki eve yakın pınarın adı “Çöğürcü“. Bize bir şey ifade etmiyor. Başka köylerde de böyle isim ve deyim yok. Sözlükleri karıştırırsak anlamının çöğür adlı sazı çalan kimse olduğunu göreceğiz. Çöğür bir çalgı aletidir. İri olan gövdesine göre sapı kısa bir çeşit saz. Çöğür sözünün diğer anlamı da “ ağaç, dikenli çalı, fidan, alhat ağacı“. Bu söz Halaç Türklerinin buralara yerleşirken bu pınara verdikleri ad olduğu şüphe götürmez bir gerçektir. Halaç Türklerinde kız kaçırma yöntemi ile evlenme usulü, başlık parası, kan davası gütmemek, çok yakın, çok samimi karşılıklı komşuluk ilişkileri, erkek çocuklarına genellikle aile reisleri, gelin adayını tespit etmesi, ölen ağabeyinin eşi, kayını tarafından alınması, gelin yeni eve gelince içeriye girmeden evvel kapının üst tarafına yağ sürülüp, çivi çakılması, Dünya sarı öküzün boynuzları üzerinde olması ve başını sallayınca deprem olur inancı v.s. geçen asrın yetmişinci yıllarına kadar bizim yörelerde geçerliydi.

Halaç Türkleri bu topraklara akın ederken en lüzumlu eşyalarının başında eşeğinin, atının semerinin en dokunulmaz bir yanına Kur’an-ı Kerim’i yerleştirmeyi de unutmamış. Buralara Müslümanlığı, ezan sesini getirmiş ve yaymış.
Sözünü ettiğimiz dört Halaç köyü ve etraf köylerde “Sen Horasanlı mısın? “, “Horasanlı gibi”, “Seni gidi Horasanlı“ deyimleri günümüze kadar ulaşmıştır.
Halaç Türkleriyle ilgili bilim adamları ve birçok araştırmacı cilt cilt kitaplar yazmış. Ben, bunların çok az bir kısmını okuyup karışırdım. Edindiğim bilgilerden köyüm Halaçdere’nin kökeni İran’ın Afganistan ve kuzey sınırında bulunan, başkenti Meşhet olan Horasan bölgesinde yaşamış ve hala yaşamakta olan Halaç Türklerine dayandığı kanısına vardım.

Mestanlı’dan Osmanlı eserleri araştırmacısı Hakif Atakan, Eğridere belediyesinin Köstanlar köyündeki Tumbarlar’ın yanık evinde bir Kur’ann-ı Kerim bulmuş. Bu mukaddes kitaba sahibi şöyle bir not düşmüş. “Edirne Vilayeti, Gümülcine sancağının, Eğridere kazasının, Halaçdere karyesinden Molla Hasan oğlu Osman kızı Ümmügüsüm bu Kuran’ı Kerimi vakıf eylemiştir. Okuyanlar merhumenin ruhuna üç ihlâs, bir Fatiha bağışlaya. Bu Kuran’ı Kerimi satanlar olmaya, iki cihanda yüzleri gülmeye.“

Osman kızı Ümmügüsüm
Sene 1246 hicri, 1832 miladi
Sözü geçen Kur’an-ı Kerim şu anda Mestanlılı Hakif Atakan’ın kütüphanesinde korunmaktadır.

Kaynak:

Ziyaretci sayısı: 7034


Kategoriden tüm haberleri oku


 YORUMLAR


rmy 2011-04-12 08:23:45
ALLAH C.C. RAZI OLSUN.
Perperek Papazı Der ki... 2011-04-12 08:48:11
Halaç Türkleriyle ilgili bilim adamları ve birçok araştırmacı cilt cilt kitaplar yazmış
--------------------------------------------------------------------------

Hacı sen Horasanlı mısın? Folklorik özelliklerden yeni Türk icat etmeyin allah aşkına. Mazallah bulgarların kulağına giderse "siz bak siz taa Acem yurdundan zorla sürülen bulgarlarsınız" demez mi?

Zagorov tipli bir bulgarlaşmış bir tatar da Türkler Kırım'ı alırken bize "bombandirovka" yaptılar demişti. Tabi 15 YY gülleleri atom bombası etkisi yapmış adamda.
halaçdereli 2011-04-13 09:53:53
Tebrikler avukat bey. İşte bunlar bizim gerçeklerimiz.
Geçmişimizi unutmayalım.Geleceğe umutla bakalım.
Ahmet 2011-04-17 18:16:11
Hemşerim bu bilgileri bir kitapta toplarsanız iyi olur diye düşünüyorum.
''Ne kadar geriye bakarsanız, o kadar ilersini görebilirsiniz'' ! W, Churchill
ferhat 2014-12-23 20:09:16
ben hallaç aşiretindenim zamanında baya bi dağılmış dağılmış derken türkiyenin nerdeyse her bölgesinde hallaçlar var bitlis tatvan da geniş bi soyumuz var
Yıldıray Öztürk 2017-05-05 19:03:57
Osmanlı vergi defterlerinde 1701 yılında köyün ismi Çatak ile birlikte Hallaçdere olarak geçiyor. Turan Gökçe Gümülcüne avriz defteri diye internette aratırsanız çıkıyor.
Selim öztav 2017-08-01 08:30:56
Ben bir halaçlı olarak katılmıyorum sana halaç Bitlis te bir aşirettir muhacirlik zamanında dünyanın dört bir yanına dağılmış Mezopotamya nın koruyocularından olan bir aşiret tir
ferhat ilcin 2018-01-27 11:50:55
hallac arabcatır anlamı telik teşik temek ben hallaçi aşiretintenim büyüklerimizin anlatığına göre cok eskizamanta martinte bir babas ağavarmış hergece birisinin kızını koynuna alıyorumuş sıra bizim aşirete gelmiş onlarınta tek bacıları varmış engücük karteş abilaerin temiş siz gece olunca kacın ben bacımın elbisesini giyecem ağanın catırına gitecem eyer onu öltürürsem size yetişirim tiyoru catıra giriyoru ve orta ağayı hancerliyoru öltürüyoru sonra ordan kacıyoru ve bitlise geliyoru karteşlerine yetişiyoru enbüyük abisi soruyoru neyabıtın arabca söylüyoru ben onu heıcantım anlamı telik teşik etim

 
   YORUM YAZ
Ad/Soyad*
Yorum Metni*:  
* Maksimum karakter sayısı: 1200
Security Code*
 
  * Yazılan yorumlardan site sahibi sorumluluk taşımaz !
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.


« Geri dön

ANKET



Anket Başlangıç Tarihi:

[ Anket sonucu ]
REKLAMLAR



All Rights Reserved © 2006-2018    "SENİ MEDİA" LTD; KARDZHALI   e-mail: kircaalihaber@gmail.com   Webdesign: SWS