Ziyaretçi defteri Künye E-gazete
 
DÖVİZ KURLARI
EUR EUR 1.9558 Lv.
USD USD 1.7545 Lv.
GBP GBP 2.2978 Lv.
TRL TRL 0.2937 Lv.
Anasayfa Haberler   Yorumlar   Edebiyat Video Arşiv
23 Ocak 2020
HABERLER » Kırcaali
Koca Yusuf Spor ve Kültür Derneği Kuruldu

Koca Yusuf Spor ve Kültür Derneği Kuruldu

08 Haziran 2012

“Büyük efsaneyi görür gibiyim,
Tarih denizinde yürür gibiyim,
Eyvah, heyecandan ölür gibiyim,
Karalar Er meydanında.”


Gelmiş geçmiş en meşhur pehlivanlardan olan Koca Yusuf, Avrupa ve Amerika pehlivanların sırtını yere vurarak cihan pehlivanı unvanını almıştır. Deliorman’da Şumnu’nun Karalar köyünde doğan efsanevi Türk güreşçisi 20 yaşında iken 1885 yılında, 26 senedir Kırkpınar Başpehlivanlığını elinde bulunduran Kel Aliço ile berabere kalmış, Aliço da sonrasında Koca Yusuf un "başpehlivanlığa" layık bir yiğit olduğunu kabul ederek başpehlivanlığı devretmiştir. Karşısına çıkan hiçbir pehlivan kendisinden bu unvanı almaya muvaffak olamamıştır. Devrin meşhur pehlivanları; Adalı Halil, Kara Ahmet, Katrancı, Karagöz Ali, Memiş, Filiz Nurullah, Kurtdereli Mehmet ve Hergeleci İbrahim Koca Yusuf la kapışmışlar, hepsi de Yusuf un kendilerinden üstün pehlivan olduğunu kabul etmişlerdir. O, ustalığı, kuvveti, çevikliği yanı sıra açık sözlülüğü, mertliği ve İslâm'ı yaşamadaki hassasiyetiyle de dikkatleri çekmektedir.
Şumnu’da, 6 Haziran 2012 (Çarşamba), saat 18:00’de ünlü Deliormanlı pehlivanın adını taşıyan Koca Yusuf Spor ve Kültür Derneği Kuruluş Toplantısı düzenlendi. Toplantı açılışında Kocayusuf’ların yolunda giden, küçük yaşta, ama büyük başarılara imza atan Varna’nın Bulair köyünden 15 yaşında Milli Güreş Şampiyonu Sevgin Hasan, cihan pehlivanı fotoğrafını eline alıp yükseklere kaldırmakla bu tarihi toplantıya renk ve duygusallık kattı. Sonra Köklüce (Venets) cazgırı Hamit Hamit”…Allah Alaaaah, illâllah, Alkışlarla diyelim maşallah…”diyerek, ve “...bir Er meydanı kurmak, sadece güreşi değil, insanlığı da öğretmektir”, diyen Eski Cuma cazgırı Enver Yahov,” Pehlivaaan, pehlivan, İşte meydan, işte pehlivan… Güreş meydanlarında okudukları dualarla toplantıda büyük heyecan yarattı.
Koca Yusuf Spor ve Kültür Derneği yönetimine oy vermekle 9 kişi seçildi:
1. Koca Yusuf Derneği Başkanı Arif Vasvi- İsperih’in Kıpinovtsi köyünden Milli Güreş Şampionu
2. Gülhan Rufat- Razgrad’tan, Dünya yarışmalarında üçüncülük kazanan, Beden Eğitimi Bölümü üniversite öğrencisi,
3. Bayazit Kemal- Ruen Güreş Antrenörü, ekibi ile Türkiye yağlı güreşlerine katılan ve Bulgaristan yağlı güreş gösterilerinde büyük katkısı olan,
4. Deçko İvanov Hristov- 1966 ve 1967 Bulgaristan Milli şampiyonu, uzun yıllar antrenörlük yapmış, Amerika-Bulgaristan çift vatandaşlığı var,
5. Nurten Remzi- Koca Yüsüf heykeli ve Koca Yusuf yağlı güreşler projelerini hazırlayan, Deliorman güreşleriyle ilgili panel, seminer ve arşiv yapan, Davul Zurna takımı kuran,
6. İsmail Hilmiev Ebazerov- Koca Yusuf’un doğduğu Karalar köyü Muhtarı, orada Koca Yusuf’un anıt taşını yaptıran ekip üyelerinden biridir,
7. Ali Aliev Tarakçı- Razgrad’ın Ezerçe köyü güreş kulübü yöneticisi ve antrenörü, kız güreşçilerinden biri milli yarışmalarda ikincilik kazanmış, Sambo sporu Milli Şampiyonu,
8. Hüsiet Hamidova Hilmieva, Köklüce’den, ekonomi bölümü mezunu, babası güreşlerde cazgırlık yaptığından dolayı küçük yaştan seyirci olarak güreşlere giden,
9. Gülten İzedinova Recebova- sosyal sağlık bölümü mezunu, güreşse ver ve yağlı güreşler derneği kuruluşuna ilgisi olan

Köklüce(Venets)’den Avukat Levent Zekeriev Ahmedov, Koca Yusuf Derneği avukatı ilan edildi. Dernek kuruluşuna katkıda bulunan ve kurucu olanların arasında bulunan Kaolinovo’dan Sevgin Lütfi Hilmi, Eski Cuma’dan, 1957 yılında Moskava’da Dünya yarışmalarında üçüncülük kazanan İvan Angelov İvanov, NÜVVAB öğretmeni Celil Celil, Şumnu’dan Yono Tsenov, Emel Seyhan, Cengiz Tefik, Cahide Ercan, Burgas’tan 2 kez dünya yarışmalarında üçüncülük kazanan Donço Jekov, Hitrino’dan İlhan Mustafa ve Seniha Hanım, Aytos’tan Güreş Antrenörü Rujdi Ahmet gibi Kuzeydoğu Bulgaristan’ın farklı farklı belediyelerinden aydın kişi ve güreşseverler vardı.
Koca Yusuf Spor ve Kültür Derneği kurulunca, “Karalarlı Yusuf", "Şumnulu Yusuf", "Büyük Yusuf", “Terrible Turk” (Korkunç Türk) olarak tanınan ve bilinen, iri gövdesi, güreş becerisi, gücü ve sporcu ahlakı olan Koca Yusuf’un adı yeniden canlandı. Hayırlı olsun!


Kaynak:


Kategoriden tüm haberleri oku


 YORUMLAR


do 2012-06-08 14:04:08
cihan pehlivanı

Dünyaya " Türk gibi kuvvetli " sözünü söyleten Koca yusuf bulgaristanlı sumnu deliorman türklerinden olup
padişahın kel alyaço lakaplı irimi iri pehlivanını yendikten(berabbere kaldıktan sonra.)çunku bı deliormanlı kardeşini yenmez. geçmez ancak berabere kalır sonra donemin tum gureşçilerını amerıka avrupa fransa ingiltere tum gureşçilerin sıtını kısa surede yere vurur.Cihan pehlivanı, 1.88 boyuyla tüm dünyaya meydan okuyan, göğsümüzü kabartan, her şeyi hak eden bu osmanlı evladının mekanı cennet olsun. dierim yıne bu kahramlar yıne tıpkı pehlıvanmız gıbı ahlakıyla örnek olur
do 2012-06-08 14:10:35
Başpehlivanlardan kurtdereli, koca yusuf'un gücünü şöyle anlatır:

" Koca Yusuf güreşte elini insanın omzuna dayadığı zaman hiç bir el esnemesi hissedilmez. İnsan ne kadar güçlü olsa elin gene kendine göre bir esnemesi vardır. Halbuki o elini dayayınca sanırsın ki insanın omuzuna bir hatal direği dayadılar. Hem de bu dayanan direği sanki arkadan bir lokomotif itiyor... "

Rivayetler o dur ki; onu hayatı boyunca tek yenen kişi Çolak Mümin'miş. Bu konuda kesin bir bilgi yok, dediğimiz gibi: rivayet. Fakat bu rivayete göre bu maçtan sonra çolak mümin bir daha spor yapamamış.

Koca Yusuf, 1897 yılında bir fransız tüccar tarafından paris'e gitti. Bu davetin arkasında ise, ünlü fransız güreşçi Joseph Doublier'in olduğu söylenir. Davet etmesindeki amaç ise çok ilginç: Joseph , rakibi Sabes'e 1884 yılında yenilince onu yenecek bir güreşçi bulmak ümidiyle türkiye ye gelir. Aradığı kişiler onu memnun etmez; Türk'ün gücünü dünyaya duyurmak isteyen Koca Yusuf'ta böylelikle fransa yoluna koyulur. İlk maçında Sabes'e minderi dar eder ( 5 saniye de tuş ettiği söylenir ) ve adını avrupa'da da duyurur. Koca Yusuf, minder kurallarını ilk olarak işte paristeki bu maçlarda öğrendi; ki bu yüzden kendisi hakkında ilk grekomen türk güreşçisi olduğu söylenir. Pariste 3 yıl kalır, bu dönemde güreştiği ve döneminin önemli sporcuları olan Olsen, Pons, Fournier'i yendi. Gambier, Raul, Rum güreşçi Antonio Pierri ve İngiliz güreşçi Tom Cannon'u da yendikten sonra Avrupa’da rakip bulamaz hale geldi. Paris'te bir sirkte, Türk güreşçi Hergeleci Mahmut Pehlivan (İbrahim Mahmut) ile yaptığı ancak polis müdahalesi ile durdurulabilen karşılaşma, gelmiş geçmiş en acımasız güreş karşılaşması olarak hatırlanır.

Onun hakkında bir kaç ilginç anektod yazmak gerekirse;

" Yusufun rakiplerini nasıl yendiğini anlamaya bile vakit bulamayan seyirciler güreşlerin uzatılmasını istemektedirler. Yusuf ise böyle bir teklifi şiddetle reddetmektedir. Menejerleri Yusuftan yavaş güreşmesini rica ederler. Yusuf bu teklifi kabul eder. Fakat Yusuf rakipleriyle bir-iki dakika oynadıktan sonra kâfi bulmakta ve sırtlarım yere vurmaktadır. Çaresiz kalan organizatörler Yusufun karşısına peş peşe iki güreşçi çıkarırlar ve iki güreşçinin yirmi dakika dayanması halinde büyük para vadederler. Ne varki Yusuf kendisiyle peş peşe güreşen Gambier ve Raul gibi meşhur güreşçileri de yirmi dakika dolmadan tuş yapıverir.

Avrupalı organizatörler, bu müthiş pehlivanı ancak bir Müslüman pehlivanının yenebileceğine kanaat getirerek Türkiye'den Hergeleci İbrahim'i getirirler.

Fransa'da karşı karşıya gelen Koca Yusuf la Hergeleci Avrupalıları hayrette bırakan müthiş bir güreş sergilerler. Anlaşmalarına göre güreş Türkiye'deki gibi serbest ve kıran kırana olacaktır.

Güreş süratle devam ederken Yusuf, Hergeleci'ye boyunduruk takar, Hergelecinin burnundan kan akmağa başlar. Telaşlanan hakemler güreşi durdurup Hergeleci'ye bir şikayeti olup olmadığını sorarlar. Şaşıran Hergeleci burnundan devamlı akan kana aldırış etmeksizin; "Neden ola ki? İşte pekâla güreşip duruyoruz." der.

Oynaş güreşe alışmış Avrupalıların şaşkın bakışları arasında bir nara savuran Koca Yusuf bu defa Hergeleciyi Kurt kapanına alır. Hergeleci'nin boğulduğunu zanneden seyirciler telaşlanırlar, kadınlar bağrışmayâ, ağlaşmaya başlar. Jüri heyeti ayrılmalarını ister. Yusuf aldırış etmez. Birkaç kişi Yusufu çeker yine de ayıramazlar. Bu defa sopalarla, bastonlarla Yusufun sırtına, kafasına vurmağa başlarlar. Netice'de ayrılan pehlivanlar berabere ilan edilir. Her iki pehlivanımız da neticeden memnun değildir. Yusuf;

"Ne güzel güreşiyorduk" derken Hergeleci;

"Bizde erkek güleşir, kadın ağlar; ama asla güreşi bırakın demez." ifadeleriyle kırgınlığını ortaya koymaktadır.

Fransızlar Yusufu yendirmek için Amerika'dan zincirkıran lakaplı Leitner'i getirtirler. Ne var ki Yusuf Leitner'i de kısa zamanda tuş ediverir.

Fransa'da karşısına çıkacak rakip bulamayan Yusuf sıkılmağa başlar. Onu en fazla organizatörlerin davranışları üzmektedir. Yusufun paraya pula metelik vermediğini bilen organizatörler onun sırtından büyük servetler elde ederken Yusuf a çok az pay vermektedirler. Yusuf buna da aldırış etmez. Fakat inancına göz dikilmesi Yusuf u çileden çıkarır.

Güreşirken tesettüre riayet eden ve diz kapaklarını örten şortla güreş tutan Yusuf hususi hayatında da dinî inançlarına son derece bağlıdır. Namazlarını düzenli olarak kılmaktadır. Yemeklerinin piştiği kaplarda daha önce domuz yağı ve etiyle yemek pişmiş olması ihtimalini göz önünde bulunduran Yusuf önceden bu kaplan iyice yıkatmakta ve yemeklerin pişmesine bizzat nezaret etmektedir.

Yusufun sırtından para kazanan Fransız Doublier sırf Yusufun inancıyla alay etmek için bir gün yemeğine domuz eti karıştırır. Bunu farkeden Yusuf, Doublier'i haklamak ister. Durumu farkeden Fransız kaçar. Ahlaksızlıktan tiksinen Yusuf, hele inancına karşı yapılan bu hakarete tahammül edemiyerek yapılan bütün teklifleri reddederek Fransa'da güreş yapmak istemez. Yusufun davranışları hayretle karşılanmaktadır. İngiliz Torna Cannon, "Meğer sizin Yusufun ahlakı da gövdesinin kuvveti kadar yamanmış" demektedir. "

Şanı bütün dünyaya yayılan Koca Yusuf'a amerikalı organizatörler tarafından amerika turnesi teklifi yapıldı. Amerika tarafından yapılan bu daveti kabul eden Koca Yusuf, 1898 yılında Amerika'ya gitti. İlk menajeri de William Brady oldu. Bu ülkede yaptığı 33 karşılaşmada yendiği sporcular arasında George Bothner, Ewan Lewis, Dan McLeod, Tom Jenkins vardır. Şikago’da bir karşılaşmada dünya şampiyonu Evan Lewis’i üst üste iki defa yendikten sonra yurda dönmeye karar verdi. Yaptığı güreşlerde yenilmemesi ve heybeti dolayısıyla ABD’de kendisine The Terrible Turk (Korkunç Türk) ünvanı verilmiştir. Fakat ABD de yaptığı müsabakalar içerisinde en dikkat çeken ve sansasyonel olaylara neden olan maçlarını Ernest Roeber ile yapmıştır. İlk maçta rakibini ringten dışarı attığı için seyirciler tarafından linç edilmek ister, ikinci maçlarında ise çıkan olaylar neticesinde müsabakanın yapıldığı opera evi bir daha maç yapılmamak üzere kapatılır. Fakat kazandığı maçlar neticesinde dünyaca meşhur olmuştur.

Amerikan gazetelerinde Koca Yusuf hakkında yazılanlar ise;

"Güreş âleminin İskender'i, Napolyon'u geldi"

diyen Amerikan basını Yusuf tan şöyle bahsetmektedir:

"Tırnağının ucuna kadar namuslu bir adam ve ne miktar olursa olsun para onu satın alıp cambazlık yaptıramaz."

"Bizim sporculara pek tuhaf gelecek bir gerçek var. Bu Türk paraya hiç önem vermiyor."

"Yusuf geldi. Güreş etmek istiyor ve isteğinde gayet samimi. Parasını da yatırdı. Gelgelelim karşısına çıkacak Amerikalı bulunmuyor. Bundan çıkan mânâ bizimkilerin müthiş ziyaretçinin kuvvetinden ürktükleridir."

"Müthiş Türk Yusuf, maçlarını Nev York'a gelmeden evvel ayarlamadığı ve güreş etmek istediğini uluorta söylediği için hata etmiştir. Böyle bir açıklama Amerikalı güreşçileri paniğe uğratmak için kâfiydi. Anlaşıldığına göre, şimdiye kadar şampiyonuz diye poz veren adamlar, Türk bu memlekette kaldıkça meydana çıkmayacaklar."

Amerika da yaşadıkları ise Türk'ün dünyaya gücünü göstermektedir.

Yusufun karşısına çıkacak güreşçi bulamayan organizatörler nihayet akıllarınca bir çare bulurlar. Yusufun karşısına peş peşe beş güreşçi çıkacaktır. Ne var ki, Yusuf birincisinin sırtını yere serince diğer dört güreşçi, mindere çıkmaktan vazgeçerek organizatörleri hayal kırıklığına uğratırlar.

Bir diğer çare olarak Yusuf a beş dakika dayanana yüz dolar vaadedilir. Bu da netice vermez. Çünkü hiçbir güreşçi Yusufun karşısında beş dakika dayanamamaktadır.

Yusufun Amerika'daki meşhur güreşlerinden birisi de John F.Mc.Cormick ile yaptığı güreştir. Anlaşmaya göre Yusuf Mc.Cormick'i bir saat içerisinde üç defa tuş yapacak, yapamadığı takdirde mağlup sayılacaktır. Güreş başladıktan yedi dakika sonra Yusuf üç tuşu da yapmıştır...

1898'de Amerika'da fırtına gibi esen Yusuf Amerika turuna çıkar ve her gittiği yerde rakiplerini perişan eder. Zaman olur 41 derece ateşle güreşir.

Yusuf kendisine meydan okuyan ve esip savuran Rum Heraklides'i perişan eder. Rumla yaptığı güreşlerin birincisinde 47 saniyede, ikincisinde ise 23 saniyede tuş yaparak Rum'un mağrur burnunu yere sürter.

Koca Yusuf, Türkiye'ye dönmek üzere New York'tan 2 temmuz 1898 cumartesi günü ayrıldı. Fransız bandralı " La bourgogne " transsatlantiği Atlas okyanusunda, 4 Temmuz 1898 pazartesi günü sabahı sis içerisinde giderken, İrlanda bandıralı bir yelkenli ile ( bazı kaynaklarda ingiltere bayraklı bir şileble çarpıştığı da yazıyor ) çarpıştı ve 20 dakika içinde battı. Kazadan kurtulabilenlerden bazılarının anlattığına göre Koca Yusuf, kadın, yaşlı ve çocukların sallara binmelerine bizzat yardımcı olmuş ve beklemiştir. Kendisi de bir sala tutunup binerken ağırlığından dolayı batacağı hissine kapılanlar ellerini bıçak darbeleriyle kesip binmesine mani olarak onu ölüme terk etmişlerdir. Bir rivayete göre ise üzerindeki altın keseler ağırlık ettiğinden batmasına göz yumulduğu söylenir. Ki ben bu konuya pek inanmıyorum.
Gemi batarken yaşananlar ise ilginçtir ve benim düşüncemi doğrulamaktadır:

Geminin battığını gören Yusuf abdest alarak iki rekat namaz kılar. Daha sonra bir filikaya binmek üzere denize atlar. Ne var ki can telaşına düşen tayfalar ve yolcular Yusufun binmesiyle filikanın batacağından ürkerek onun filikaya binmesini engellerler. Engellemelere rağmen bu isteğine karşı koyulamayacak Yusuf, arkasında onu büyük bir heyecan ile çağıran bayani görünce yardım istediğini anlar ve bayan ile beraber gider. Geminin büyük bir metal parçasınin altında kalan cocuğu gören Yusuf zor da olsa çocuğu kurtarır, kurtarır ama kendisi öyle bir duruma gelir ki kaldırdığı parçayı bıraktığı anda ölüme kendi eliyle gidecek duruma gelir. Bunun üzerine "Bırakırsam intihar etmiş olrum" düşüncesi ile dayanabildiği son noktaya kadar dayanir.Bunun üzerine Yusuf 5 Haziran 1898'de boğularak ruhunu Rahmân'a teslim eder.

Koca Yusuf’un cesedinin Atlas Okyanusu’nda kaybolduğu sanılmaktadır. Ancak şair Sunay Akın’ın Önce Çocuklar ve Kadınlar adlı kitabının “Okyanusa Yenilen Güreşçi” başlıklı bölümünde Azor Adaları'nda mezarının bulunduğu iddiasına yer verilmiştir. Kaza sonrasında civar adalara vuran gemi yolculara ait 20 cesetten pek heybetli değişik kılıklı olanının Koca Yusuf olabileceğini iddia eden yazar, cesedin adadaki kilisenin mezarlığına defnedildiğini belirtmiştir.

Ben bunları ajandama yazarken, bir kaç sayfadan faydalandım bir de tabii ki wikipedia'dan... Onun hayatını bu kadar kısa anlatmama rağmen, tekrar okurken göz önüme getirdiğim sahneler ne müthiş... Yıllarca rocky filmlerini izleyen bizlerin elinde ne güzel bir malzeme varmış... Tarihimizde bir çok karakterden ne güzel filmler çekebilirmişiz... Bunu geçtim, bize insanlık dersi veren yabancıların kendi insanımıza yaptıklarına bakın...

Ben hükümetin yerinde olsam, koca yusuf'un belirtilen yerdeki mezarını açarak dna kontrolü yapmaya çalışır, eğer bu rivayet doğruysa cesedini türkiyede bir yere gömerdim, hatta burası da kırkpınar güreşlerinin yapıldığı edirne olurdu. Güzelde bir türbe... yakışmaz mıydı bizlere?

Bu arada belirteyim, Koca Yusuf zamanında yayımlanan bir çok romanda yer aldı. Dönemin yukarda saydığım ünlü sporcularının yanına Olsen, Pons, Fournier, Gambier, Raul, Rum güreşçi Antonio Pierri ve İngiliz güreşçi Tom Cannon ile karşılaştı ve galip geldi
KIRCALILI 2012-06-10 00:31:03
Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın . Bulgaristanda Türk dernekleri çoğalıyor ,bu da demektir Türklük ölmeyecektir. Gençlerimiz sporla ilgilensinler ,Koca YUSUF un peşinden dünyayı sallasınlar

 
   YORUM YAZ
Ad/Soyad*
Yorum Metni*:  
* Maksimum karakter sayısı: 1200
Security Code*
 
  * Yazılan yorumlardan site sahibi sorumluluk taşımaz !
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.


« Geri dön

ANKET



Anket Başlangıç Tarihi:

[ Anket sonucu ]
REKLAMLAR



All Rights Reserved © 2006-2019    "SENİ MEDİA" LTD; KARDZHALI   Webdesign: SWS